Yeniden Moskova ve Yurda Dönüş

Nâzım 1925 Haziran’ında yeniden Moskova’dadır. Birkaç ay sonra Sovyet Tiyatrosu’nun çalışmalarını izlemek için Moskova’ya gelecek olan Muhsin Ertuğrul’la dost olurlar. Ertuğrul’un Sovyetlerde rahat edebilmesi için tüm bağlantılarını kullanır.

1926 Yılında ikinci evliliğini Yelena Yurçenko ile yapar. Bu evliliğin hikâyesini Hıfzı Topuz Hava Kurşun Gibi Ağır adlı biyografik romanında şöyle anlatıyor:

Nüzhet’in gidişinden iki yıl sonra Nâzım Yelena Yurçenko adında bir Rus kızıyla yakından ilgilenmeye başladı. Kısaca Lena dediği bu kız kendisinden birkaç yaş büyüktü, çok okuyan hoş bir kızdı. Ne var ki anarşizmi benimsemişti. Nietzsche hayranıydı. Bu eğilimi Nâzım’a ters düşse bile ondan vazgeçemiyordu. Çok iyi dost oldular. Aralarındaki bağlar birdenbire gelişti. Lena ’30 yaşına kadar insanlık için önemli şeyler yapmak zorundayım. Yapamazsam intihar ederim.’ diyordu. Nâzım’ı resim yapmaya da zorladı. Sık sık birlikte oluyor ve bol bol tartışıyorlardı. Lena’nın bilinçli ve dirençli havası Nâzım’ı etkilemişti.
Bunalımlı bir gününde Nâzım Lena’nın evine giderek, ‘Gel seninle evlenelim.’ dedi. “Bu bir dostluk bağı olacak. Sen istemedikçe sana el sürmeyeceğim.” Lena bu öneriye hayır diyemedi. Onu seviyor ve üzmek istemiyordu. O akşam sabaha kadar ideolojik konuları tartıştılar. Sabah Nâzım sevgilisine;
– Haydi, gidelim, dedi.
– Nereye?
– Nikâh dairesine, evleneceğiz.
O sabah nikâh dairesine gittiler. Nâzım, ilk eşi Nüzhet Hanım’ın uzun bir süre önce ülkeden kaçtığını, bir daha da kendisinden haber alamadığını ve boşanmış sayılmaları gerektiğini belirttikten sonra evlenmelerine izin verildi. Bu birliktelik 1926’dan 1928’e kadar yaklaşık iki yıl sürdü.
Hıfzı Topuz, Hava Kurşun Gibi Ağır.

1928’de ilk şiir kitabı Güneşi İçenlerin Türküsü Bakü’de yayımlanır.

Parti’nin bir kongre toplayacağı ve merkez komitesine aday gösterildiği haberini alınca Türkiye’ye dönme kararı alır. Arkadaşı Laz İsmail ile gizlice sınırı geçerek Türkiye’ye gelirler, ancak Hopa’da yakalanırlar. Temmuz ayında yakalandıktan sonra iki ay Hopa Cezaevi’nde bekletilirler, sonra Rize üzerinden İstanbul’a gönderilirler, ancak tüm davaların birleştirilmesi için buradan da Ankara’ya sevk edilirler. Cumhuriyetin beşinci yılı dolayısıyla çıkarılan aftan yararlandıkları için 1928’in Aralık ayında bütün cezalarından kurtulduklarına karar verilir ve serbest bırakılırlar. Nâzım Hikmet bu mahkemeden tam on yıl sonra, bu sefer donanmayı isyana teşvik etme suçundan 28 yıl 4 ay ağır hapis cezasına çarptırılacaktır.

Beşiktaş'ta TKP Kongresi, İzmir'de Kuduz Kuşkusu
ÖNCEKİ
Putları Yıkıyoruz
SONRAKİ
3. BÖLÜM’E DEVAM EDİN
naziminhikayesi

© Boğaziçi Üniversitesi Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi