“Putları Yıkıyoruz”

Resimli Ay’ın Haziran ve Temmuz 1929 sayılarında “Putları Yıkıyoruz” başlığı altında imzasız olarak yayımladığı Abdülhak Hâmit ve Mehmet Emin’i hedef alan iki yazısı ile siyasi sonuçlar da doğuran bir eski-yeni kavgası başlatmıştır.

Yakup Kadri’nin Resimli Ay yazarlarını “gözlerini dogmaların kör ettiği vatan haini komünistler” olarak nitelendirmesi ve Nâzım’la Vâ-Nû’yu “Anadolu Harbi sırasında düşmana karşı çıkmaktan ürkerek Maarif Vekaletini dolandıran ve çaldıkları para ile Karadeniz’i aşıp Bolşeviklere iltihak eden iki vatansız” ilan etmesini takiben, Nâzım da Resimli Ay’ın Haziran 1929 tarihli sayısında, Yakup Kadri’nin perişan haldeki halka ait paralarla İsviçre’de tedavi görmesini de eleştirerek kendisine şöyle cevap verir:

Cevap: I
Nâzım Hikmet, 1929, İstanbul
[…]
Ben ki bileklerimde tel kelepçeyi
bir altın bilezik gibi taşımışım,
ben ki ilmikleri sabunlu iplere bakıp
kıllı kalın ensemi kaşımışım,
tehdidine pabuç
bırakır mıyım hiç?
[…]
Haki ceketli ölülerin ceplerinden
çalarak parasını
satın aldın kendine
İsviçre dağlarının havasını.
[…]
Cevap: I
Nâzım Hikmet, 1929, İstanbul
[…]
Ben ki bileklerimde tel kelepçeyi
bir altın bilezik gibi taşımışım,
ben ki ilmikleri sabunlu iplere bakıp
kıllı kalın ensemi kaşımışım,
tehdidine pabuç
bırakır mıyım hiç?
[…]
Haki ceketli ölülerin ceplerinden
çalarak parasını
satın aldın kendine
İsviçre dağlarının havasını.
[…]

Bu cevap üzerine Yakup Kadri taraftarları bir karşı saldırı hazırlığına girişir. Bu saldırıya katılan isimlerden biri de Milliyetçi Türk Ocağı Cemiyeti’ne de başkanlık yapmış Hamdullah Suphi Tanrıöver’dir. İkdam gazetesi için kaleme aldığı yazıda “Putlar Nasıl Kırılır?” diye sorduktan sonra şöyle der:

Vatan ve milliyet dininin diktiği putları yıkanlar bunların yerine hangi putları dikeceklerdir, bunu bilmek lazım – Bolşevik dininin putları… Biz uğursuz bir cereyanın memleketin her köşesinde emarelerini gördüğümüz halde […] susuyor ve susturuluyoruz. […] Karşımızdakiler kimlerdir? Bolşevik kapısının müseccel köleleri!

Bu yazı bir grup genci de ayağa kaldırır. Yazının yayınlandığı gün, otuz kadar milliyetçi bir araya gelerek Resimli Ay bürosunun önünde toplanır. İşe karışmamak adına önceden emir aldığı görülen polis herhangi bir müdahalede bulunmazken Serteller’in bürosundaki Nâzım Hikmet “Siz bizim büyüklerimizi öldürüyorsunuz, mukaddesatımızı yıkıyorsunuz” bağrışlarını dinlemek durumunda kalır.

Daha sonra yatışan kalabalığa yaptığı açıklamada, her toplumsal değişimin edebiyatın yapısında da değişiklikler gerektirdiğini ve bunun komünizm propagandasıyla karıştırılmaması gerektiğini söyler (Sertel 1991, 91).

Nâzım bu saldırıdan yaklaşık bir yıl sonra Abdülhak Hamid Tarhan ve eşi tarafından çaya davet edilir. Aradaki anlaşmazlığa bir son vermek isteyen ve kendisine divan şiiri anlayışını kast ederek “Biz onları yıktık siz de bizi yıkacaksınız” diyen bu şairden oldukça etkilenen Nâzım, Tarhan’ı Orhan Selim takma adıyla çıkan “83 Yaşında Delikanlı” şiiriyle över. Daha sonra “Putları Yıkıyoruz”daki tavrı kendisine hatırlatıldığında ise yaşlı şairlerin sanatına değil onların etrafında oluşturulan “putlaştırma” hareketine karşı olduğunu söyler.

``Putları Yıkıyoruz`` Kampanyası Üzerine
Fatih Mehmet Uslu, Araştırmacı
Açıklama

Açıklama

Belgeler
Resimli Ay'ın Haziran ve Temmuz 1929 Sayıları
Nâzım Hikmet’in “Putları Yıkıyoruz” yazılarının yayımlandığı Resimli Ay sayılarının kapaklarını ve ilgili sayfalarını aşağıda inceleyebilirsiniz.
0
Resimli Ay Dergisi, Haziran 1929
Zafer Toprak Arşivinden
0
Resimli Ay Dergisi, Temmuz 1929
Zafer Toprak Arşivinden
Resimli Ay
ÖNCEKİ
Üretken Şair
SONRAKİ
naziminhikayesi

© Boğaziçi Üniversitesi Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi