© Boğaziçi Üniversitesi Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi

Münevver ve Mehmet

Nâzım Hikmet ülkeden gidince arkasında bıraktığı Münevver son derece sıkıntılı günler geçirir. Çeviri yaparak ve özel ders vererek iki çocuğuyla ayakta kalmaya çalışır. Kapısının önünde bekleyen polis ekipleri gelen giden herkesi sorgular, devlet baskısını her an hissettirir. Uzunca bir süre doktoru Galina ile yaşadıktan sonra Kasım 1960’ta Vera’yla evlenen Nâzım Hikmet ise inişli çıkışlı bir ilişkinin içinde bulur kendini. Bir yandan yurtdışı gezilerine devam eden Nâzım Hikmet’in Nisan 1961’deki Paris ziyaretinde Münevver ve oğlu Mehmet Nâzım’ın kaderini değiştirecek bir gelişme yaşanır.

Mühürdar Bahçesi'nde 1951 Haziranı: Münevver, Müzehher Vâ-Nû, Nâzım Hikmet, Zekeriya Sertel, Renan, arabada Memet.

Münevver geliyor, biliyor musun, diye söze başladı.
Bu hiç beklenmeyen haber beni bile şaşırttı.
Yok canım, dedim.
Evet şimdi Atina’da.
Nasıl çıkabilmiş Türkiye’den?
Benim tertibim.
Evet ama sen evlisin artık. Niye böyle bir tertibe giriştin?
Bu ben Roma’dayken oldu. Oradayken çok zengin bir İtalyan kadınla tanıştım. Bu kadın memleketten çıkarken arkada bıraktığım Münevver’le çok ilgileniyordu. Münevver’in İstanbul’da ne yaptığını, nasıl yaşadığını, niçin Moskova’ya gelmediğini sordu. Kendisine olup bitenleri anlattım.
Ben size Münevver’i getirsem ister misiniz?” dedi.
Alay ediyor sandım, isterim tabii ama olacak iş değil. Ben onu getirmek için her çareye başvurdum olmadı.
Sen onu bana bırak. İstiyor musun, istemiyor musun sen bana onu söyle. Kadın işi ciddiye alıyordu.
Yapamazsınız, beyhude kendinizi üzmeyin, dedim.
Nâzım Hikmet bu İtalyan kadının teklifini kabul ettiği zaman artık evliydi. Ama o böyle bir teşebbüsün başarıyla sonuçlanacağına inanmıyordu. Münevver İstanbul’da ıstırap içindeydi, parasızdı, ona para da gönderemiyordu. Hani bu hayattan bir kurtulabilse o bile büyük bir teselliydi. İşte bu düşünceyle İtalyan kadınına ‘Evet’ demişti.
Sertel, Zekeriya. Nâzım Hikmet’in Son Yılları. Milliyet Yayınları, 1978. 267-268.

Nâzım Hikmet ve Münevver, 1951. Saime Göksu & Edward Timms Arşivi.

Nâzım Hikmet önce İtalyan Barış Hareketi üyesi Joyce Lussu adındaki bu İtalyan kadın aracılığıyla Münevver’e para gönderir. İstanbul’da kendisini ziyaret eden Joyce Münevver’i çok sever ve yardım etmeyi aklına koyar. Nâzım Hikmet’in Nisan 1961’deki Paris ziyareti sırasında onları Türkiye’den kaçırma planından söz eder. Vera’ya göre Nâzım Hikmet doğrudan işe karışmak istemez. Ancak Joyce planını gerçekleştirir, Münevver ve Mehmet’i Ayvalık’tan Midilli’ye yatla kaçırır. Yolculuk sırasında Midilli yakınlarında kayalara çarpan tekne balıkçıların yardımıyla kurtarılır. Tüm bu kaçış macerasının sonunda Münevver ve Mehmet Nâzım Varşova’ya varırlar. Ancak Nâzım Hikmet’le görüşmeleri hiç de hayal ettikleri gibi gerçekleşmez.

3 Ağustos’ta Varşova’daki Münevver’den her şeyin yolunda olduğunu bildiren bir telgraf alan Joyce çok sevindi. Küba’dan daha yeni dönmüş olan Nâzım, buluşma günü yaklaşırken karmaşık duygular içindeydi. Artık ikili yaşamının düğümünü çözmek zorundaydı. Münevver Nâzım’ın Moskova’da başka bir sevgilisi olduğundan emin olsa da, evlenmiş olduklarını ancak Varşova’ya vardıktan sonra öğrenmişti. Romantik komünist Nâzım son derece acımasız olabiliyordu ve buluşmaları da tabii ki Joyce’un hayal ettiği gibi mutlu bir buluşma olmayacaktı. Münevver ve çocuklar havaalanına vardıklarında, Nâzım kendilerini karşılamaya gelmemişti. Onlarla ertesi gün, orkestranın duygusal parçalar çaldığı otel restoranında buluştu. Artık yaşamının merkezinde Vera’nın bulunduğunu açıklamak durumundaydı, ama Nâzım’ın özel konulara girmemek için elinden gelen gayreti gösterdiği anlaşılıyor. Münevver yıllar sonra ‘Yalnızca şiir hakkında konuştuk’ diyecekti (Münevver’le görüşme, Temmuz 1996). Nâzım kısa süre içinde günlük işlerine döndü. Münevver ve çocuklar için bir daire kiralamak ve döşemek zorundaydı. Bunun için de, Bizim Radyo’daki bağlantılarını kullanarak gerekli parayı bir araya getirmek amacıyla Leipzig’e gitmesi gerekti (Vera’yla görüşme, Temmuz 1996). Ayrıca Münevver’in yabancı dil konusundaki niteliklerini vurgulayarak, onun için radyoda bir iş olanağı araştırdı (Erdinç, 103). Ama Münevver Varşova’da kalmayı tercih etti ve daha sonra Doğu Dilleri Fakültesi’nde öğretim görevlisi oldu.

Göksu, Saime ve Timms, Edward. Romantik Komünist. Yapı Kredi Yayınları, 2011. 403.

Nâzım Hikmet’in son yıllarına tanıklık eden Zekeriya Sertel’e göre Vera ile evliliği oldukça sorunludur. Örneğin, Münevver ve Mehmet Nâzım Varşova’da yaşamasına rağmen, Vera Nâzım’ın oğlunu Moskova’ya getirmesine engel olur. Nâzım Hikmet Münevver’e maddi yardımlarını sürdürür ancak bir daha oğlunu görmez. Bundan sonra Münevver ve Mehmet Nâzım için zor zamanlar hiç bitmez.

Vera

ÖNCEKİ

Nâzım'ın Ölümü

SONRAKİ
naziminhikayesi