Bahriyeli Nâzım

Nâzım Nişantaşı Sultanisi’nin üçüncü sınıfındayken, evlerine ziyarete gelen aile dostları Cemal Paşa, şairliğe merak salan bu gencin bir şiirini dinlemek ister. “Bir Bahriyeli’nin Ağzından” şiirindeki duygudan çok etkilenen Cemal Paşa, ailesine Nâzım’ı Bahriye Mektebi’ne yazdırmayı teklif eder ve böylece Nâzım, 1917 yılında Cemal Paşa’nın aracılığıyla Heybeliada Bahriye Mektebi’nde okumaya başlar.

Ertesi yıl, Nâzım’ın bir şiiri ilk kez bir dergide yayımlanacaktır. “Hâlâ Servilerde Ağlıyorlar mı?” şiiri 3 Ekim 1918’de Yeni Mecmua’da yayımlanır.

Hâlâ Servilerde Ağlıyorlar mı?
Nâzım Hikmet, 3 Ekim 1918
Bir inilti duydum serviliklerde
Dedim: Burada da ağlayan var mı?
Yoksa tek başına bu kuytu yerde,
Eski bir sevgiyi anan rüzgâr mı?
Gözlere inerken siyah örtüler,
Umardım ki artık ölenler güler,
Yoksa hayatında sevmiş ölüler,
Hâlâ servilerde ağlıyorlar mı?
1915/ Heybeliada, İstanbul: Askeri Deniz Lisesi. Erhan Turgut, Nazım Hikmet: Biography and Poems (Fransa: Turquoise, 2002), 32.

17 yaşında galiba ilk şiirim basıldı. Yani ‘Serviliklerde’, yani mezarlıklarda ağlayan, hayatında sevmiş ölüler üstüne idi. Yahya Kemal düzeltmişti birçok yerini. Sonra kızlara tutuldum. Şiir yazdım. Sonra Antant devletleri İstanbul’u işgal etti. Onlara karşı ve Anadolu savaşını tutan şiirler yazdım. Vicdan nedir, namus nedir, falan diye düşündüm, şiirler yazdım. Ama artık dilim temizce idi. Ve hece vezniyle de doğru dürüst kafiyelerle yazmasını da öğrenmiştim.
Nâzım Hikmet

Nâzım’ın Bahriye Mektebi’ndeki tarih öğretmeni ve aile dostları Yahya Kemal, yıllar sonra bu şiir için şöyle diyecektir:

Nâzım’ın ilk intişar eden (yayımlanan) şiiri budur. Fakat bu şiiri ben o kadar çok tashih ettim ki âdeta yeni baştan yazdığımı söyleyebilirim. Kendisi ritmi benden öğrendiğini her zaman itiraf etmiştir. Fakat Nâzım Hikmet şair değildir. Şiirleri şiirden ziyade hitabete benzer; daha doğrusu hitabettir.
18 Kasım 1958, “Yahya Kemal ile sohbetler”, Cumhuriyet, 7.

Nâzım Hikmet ile Yahya Kemal şiiri arasında nasıl bir ilişki vardır?
Olcay Akyıldız
Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim üyesi Olcay Akyıldız, Yahya Kemal ile Nâzım Hikmet arasındaki edebi ve kişisel ilişkiyi inceliyor.

Herald Bloom’a göre şairler, kendinden önceki kuşaktaki şairleri, yani “babalarını”, bir biçimde öldürmek ya da onların şiirlerini yaratıcı biçimde yorumlamak zorundadır ki kendilerine alan açabilsin. Nâzım Hikmet’in yaptığı biraz bu; Yahya Kemal şiiriyle ilişkisini görünmez kılıyor. Bir yandan putları yıkıyoruz kampanyaları yapan, geçmişe ait pek çok şeye itiraz eden bir çıkışı var. Sonra geleneğe dönüşü, geleneği dönüştürerek kullanması da var.

Nâzım Bahriye Mektebi’ni 1919’da bitirdikten sonra, Hamidiye kruvazörüne stajyer güverte subayı olarak atanır. Ancak kış aylarında gece nöbeti tutarken dondurucu ayazda üşüyünce, zatülcenbe yakalanır. İki ay boyunca Deniz Hastanesi Başhekimi Şinasi Paşa’nın gözetiminde hastanede tedavi görür. Hastane sonrası iki ay boyunca da evde dinlenme izni verilen Nâzım’ın hâlâ iyileşmediği görülünce, 17 Mayıs 1920’de Sağlık Kurulu raporuyla askerlikten çürüğe çıkarılır.

1920’de, Mütareke İstanbul’unun karamsar ortamında, Kitap, Alemdar, Ümit gazete ve dergilerinde direniş duygularını yansıtan şiirler yayımlayacaktır.

İlk Şiirleri
ÖNCEKİ
Serbest Nâzım
SONRAKİ
naziminhikayesi

© Boğaziçi Üniversitesi Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi