Bursa Cezaevi

Hapiste Yatacak Olana Bazı Öğütler
Nâzım Hikmet, Mayıs 1949
Dünyadan memleketinden insandan
umudun kesik değil diye
ipe çekilmeyip de
atılırsan içeriye
yatarsan on yıl on beş yıl
daha da yatacağından başka
sallansaydım ipin ucunda
bir bayrak gibi keşke
demiyeceksin
yaşamakta ayak direyeceksin.
[…]
Belki bahtiyarlık değildir artık
boynunun borcudur fakat
düşmana inat
bir gün fazla yaşamak.
[…]

Ankara ve Çankırı cezaevlerinde kaldıktan sonra 1940 yılı Aralık ayında Bursa’ya nakledilir. Bursa mahpusluğu uzun ve hayli verimli bir süreç olarak sanatçının yaşamında önemli izler bırakacaktır.

1950 Temmuzuna kadar süren cezaevi yılları boyuncu şiir ve oyun yazmayı sürdürür. Geçimini sağlamak için çeviriler yapar, senaryolar yazar. Nâzım Hikmet’in dönemin genelkurmay başkanı Fevzi Çakmak ve içişleri bakanı Şükrü Kaya’nın ısrarı üzerine haksız yere mahkûm edildiği yolunda söylentiler yaygınlaştıysa da bunun kararı değiştirmede bir etkisi olmaz.

Nâzım Bursa Cezaevi’nde marangozluğa başlar. Piraye’ye (belki) mektupları saklaması için ceviz ağacından tahta bir bavul yapar. Büyük destansı şiiri Memleketimden İnsan Manzaraları, Rubailer, Sabahat, Ferhad ile Şirin gibi oyunlarını Bursa cezaevinde yazar. Tosca, Cavelleria Rusticana gibi operaları Türkçeye çevirir. Ayrıca film senaryoları yazmayı, yabancı filmler ve kitaplar tercümeleri etmeyi sürdürür…

Geleceğe umutla bakan “Yirminci Asra Dair” şiirini Bursa Cezaevi’nde yazar.

naziminhikayesi

© Boğaziçi Üniversitesi Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi